www.camlibelkoyu.com

                                                                 

                                                                                                             CAMLIBEL KOYÜ TARİHİ

GELİN TAŞI - 3 (Hatun Pınar) Bu pınar Erzurum - Oltu ilçesinin Çamlıbel köyü sınırları içinde kırık bir arazi ile çevrilmiş, vadi içerinde derinden derine çağlamaktadır. Tarihi çeşmenin bulunduğu civarda Cankılar (Canciğer) Cıgıns (Cıgız) Tatyurt (Tatar) Geribiyurt (Garipler) adı altında dört kabile yaşarmış.


Gariplerle canciğerler çok iyi dost oldukları halde her nedense Tatarlar'la Cığızlar bir türlü geçinemezlermiş. İşin kötüsü, Tatarların kadınları büyücü, Cığızlar'ın erkekleri ise gözüboz (Nazarcı) imiş. Aynı mevkide bulunan küre şeklinde beyaz bir taşın ortadan ayrılmış elma dilimi haline gelmesineGözübozların sebep olduğu rivayet edilmektedir.


Durum böyle iken Tatar beyi, Cığız beyin kızını oğluna almak ister ama nafile çünkü Cığız beyi, çok güzel kızı Hatun'u Garipler beyinin oğluna başgöz etmiş. Bu olay Tatar beyini çok üzmüş. Ne yapacağını bilemez olmuş. Hanımı beyini bir türlü teselli edemez, gönlünü hoş edemezmiş. Bey bu acı gerçeği unutmak için ava-kuşa gidermiş. Akşam olunca eve yine yüzü dökük olarak dönermiş.

Beyin hanımı ne kadar güzelse o kadarda her husus da mahirmiş. Büyücülüğü de fazladan bir sermaye imiş. Günlerden birgün kocasının dizinin dibine oturarak : "Sana böyle yaraşır mı dağların aslanı, gönlümün sultanı, ne üzülüp büzülürsün?" Garipler Hatun kızı gelin ettikleri zaman öğünsünler. Bu dağların maralı içten yaralı ölmedikten kelli Hatun'u kimseye yar etmem. Bunu böyle bilesin, içini rahat tut. En büyük marifetimi gösterip şu dünyada bizden büyük bir obanın bulunmadığını ispat edeceğim" diye acı acı yemin etmiş.


Eh vakit gelip çatmış. Garipler, Cığızlar yurduna varmış, gelinlerini götürmek için acele ederek geri götürmek istiyorlarmış. İki kabile arasında ki mesafe 5-6 km. olduğu için gelinlerini gece götürüp sözde Tatar kadınlarının büyülerinden kurtulacakmış.


Gariplerin sonunda korktukları başlarına gelmiş. Gelinlerini ata bindirip yola koyulmuşlardı ki Tatar beyinin hanımı durumu anlayıp uykudan ani olarak sıçramış kocasına: "Hatun yola revan oldu, düğün alayı çengi çalıp yağız atların üzerinde keyif çatarlar. Ben giderim sende beni izle gel" demiş. Yılanı kamçı, yosunu yamçı edip sırlı küpe binerek havalanmış. Gece zifiri karanlıkmış. Atlıların sesini duyan büyücü Eşref kadın gelini zehirleyip öldürmek niyetindeymiş. Ne olduysa işte bir anda olmuş küple beraber gelin alayının yanına öyle bir düşüş düşmüş ki dağlar taşlar inim inim inlermiş.


Büyücü kadın neye uğradığını şaşırmış. Küp parçalanmış. Küpün kırılmasıyla da küpün parçalandığı yerde aniden buz gibi bir su fışkırmaya başlamış. Fışkıran bu su büyücüyü çileden çıkarmış. Hemen canları kurutan o melun bedduasını yapmış. Ellerini gelin alayına çevirerek: Ey Hatun kız beni nasıl yaş ettin ise sizde taş olasınız" der demez o ceylan sekişli atlar, o güzelim yağız delikanlılar, garip analar olduğu gibi taş kesilmişler. Şimdi bu çeşmeye hatun pınarı, düğün alayının dönüp kaldığı taşa da gelin taşı denilmektedir

Basadon